dirsek
Görünüm
| Ayrıca bakınız: dirsək |
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe Anlam ilgisini dikkate alarak bu organ adı, diz (<tiz), dik- (<tik-: dikiş dikmek) kelimeleriyle birlikte *ti ortak kökünden ti-r-is-gek biçiminde türetilmiş olmalıdır.
Ad
[düzenle]dirsek (belirtme hâli dirseği, çoğulu dirsekler)
- (anatomi) Kol ile ön kol arasındaki eklemin arka yanı, çıkanak
- (hidroloji) Bir yol veya akar suyun köşe meydana getirecek şekilde kıvrıldığı kısım
- Suyun akıntısına uyarak dümdüz yüzüyordu. Dört arkadaş da hallerinden memnundular. Fakat bir dirseği dönünce de korkudan donup kaldılar. Dere bir çağlayana akıyordu.— Hadi BESLEYİCİ, 1981, Bilinmeyen Adalarda, s. 31, Ülke Yayınevi
- giysi kolunda dirseğe rastlayan bölüm
- Dirseği yırtık neftî bir örme ceket giymiş.- P. Safa.
- Boruların doğrultusunu değiştirmekte kullanılan bağlantı parçası
- Gri şişko metal üste doğru inceliyor, küt ağzına kelepçeyle sıkıştırılmış dirsek boru homurdanıyordu.— Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, s. 48, Kanat Yayınları
- (mimarlık) bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç, makas
- Elini oturduğu koltuğun dirsek yerine vurunca ben kalktım.- B. Felek
Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Ek okumalar
[düzenle]- Vikipedi'de dirsek