İçeriğe atla

küme

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]
  • Arapça كومة (kūma(t), yığın, öbek) sözcüğünden. Bu sözcük Eski Yunanca aynı anlama gelen κύμα (kúma) sözcüğünden alıntıdır. Eski Yunanca sözcük Eski Yunanca κύω (kúō, şişmek, kabarmak, top gibi olmak) fiilinden +μα(t) (+ma(t)) ekiyle türetilmiştir. Bu fiil Hintavrupa Anadili tanıksız veya yeniden kurulmuş *ḱewh₁- (*ḱew-, içi boşalmak) biçiminden evrilmiştir.

Söyleniş

[düzenle]

küme (belirtme hâli kümeyi, çoğulu kümeler)

Mantar kümesi. (1)
Toprak kümesi (2)
Küme (3)
Küme (4)
(matematik): İki kümenin kesişimi her iki kümede bulunan ortak ögelerden oluşur.
  1. grup.
    • "Tarla kuşları Mustafa'nın sabanı altından yeni kurtulmuş olan kaba çığır üzerine kümeyle konarak buldukları tohumlara gaga çalmakta idiler." - Nabizade Nâzım
  2. Tümsek biçimindeki yığın.
    • Ben, açık gözlerle ancak birkaç yeşillik kümesi ve birkaç gübre yığını seyredebiliyorum (Yusuf Z. Ortaç).
  3. Herhangi bir nesnenin oluşturduğu tomar; öbek.
  4. (eğitim) Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek.
    • "… kendi arzusu ile seçtiği konuya dahi gereği gibi çalışmamakta, noksan gayret göstermekte ve genellikle çalışmaların ilerlemesine doğru herhangi sınıf içerisindeki bir kümeye dâhil olmayı arzulamaktadır." - Fikret Özuğur
  5. (spor) Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup.
  6. (spor) Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri.

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

küme düşmek, küme düşürmek, küme çıkmak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

küme ayraç, küme bulut, küme çalışması, küme parantez, bir küme, boş küme, çift küme, denk küme, toplumsal küme, üst küme, ayrık kümeler, öncüller kümesi, yıldız kümesi

Çeviriler

[düzenle]
küme

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "KÜME :"
  • Nişanyan Sözlük'te: küme.


Ek okumalar

[düzenle]