küme
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]- Arapça كومة (kūma(t), “yığın, öbek”) sözcüğünden. Bu sözcük Eski Yunanca aynı anlama gelen κύμα (kúma) sözcüğünden alıntıdır. Eski Yunanca sözcük Eski Yunanca κύω (kúō, “şişmek, kabarmak, top gibi olmak”) fiilinden +μα(t) (+ma(t)) ekiyle türetilmiştir. Bu fiil Hintavrupa Anadili tanıksız veya yeniden kurulmuş *ḱewh₁- (*ḱew-, “içi boşalmak”) biçiminden evrilmiştir.
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]küme (belirtme hâli kümeyi, çoğulu kümeler)





- grup.
- "Tarla kuşları Mustafa'nın sabanı altından yeni kurtulmuş olan kaba çığır üzerine kümeyle konarak buldukları tohumlara gaga çalmakta idiler." - Nabizade Nâzım
- Tümsek biçimindeki yığın.
- Ben, açık gözlerle ancak birkaç yeşillik kümesi ve birkaç gübre yığını seyredebiliyorum (Yusuf Z. Ortaç).
- Herhangi bir nesnenin oluşturduğu tomar; öbek.
- (eğitim) Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek.
- "… kendi arzusu ile seçtiği konuya dahi gereği gibi çalışmamakta, noksan gayret göstermekte ve genellikle çalışmaların ilerlemesine doğru herhangi sınıf içerisindeki bir kümeye dâhil olmayı arzulamaktadır." - Fikret Özuğur
- (spor) Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup.
- (spor) Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri.
Çekimleme
[düzenle]Deyimler
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]küme ayraç, küme bulut, küme çalışması, küme parantez, bir küme, boş küme, çift küme, denk küme, toplumsal küme, üst küme, ayrık kümeler, öncüller kümesi, yıldız kümesi
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]
Ek okumalar
[düzenle]- Vikipedi'de küme